Hamallık

İki keşiş yolda giderlerken bir su birikintisinden karşıya geçmek için bekleyen genç bir kadını görürler. Keşişlerden biri genç kadını kucaklar ve suyun öteki karşısına geçirir. Öteki keşiş arkadaşının bu davranışını başka bir biçimde yorumladı ve bu nedenle hiç de hoş karşılamadı. Yaklaşık bir kilometre sonra ise kendini daha fazla tutamadı; arkadaşına bu davranışının yanlış olduğunu anlatmak istedi.

– Böyle bir şeyi nasıl yapabildin ? Biz keşişiz! Bırak bir kadını kucaklayıp karşıya geçirmek, onlara bakmamız bile yasaktır.

Öteki keşiş, arkadaşını şöyle cevapladı.

– Ben o kadını bir kilometre geride bıraktım. Sen ise onu hala taşıyorsun!

GÖZ ÇUKURU

Halinden yoksul olduğu anlaşılan bir adam deniz kenarında oltayla balık tutuyordu.Tesadüfen oradan geçmekte olan ülkenin padişahı bu gariban adamla ilgilendi ve ona.

-”Oltana ben burada iken ilk takılan şey ne olursa sana onun ağırlığınca altın vereceğim,” dedi.

Biraz sonra oltaya takıla takıla ortası delik bir kemik takıldı. Hükümdar balıkçıya,

-”Ne yapalım, şansın bu kadar, oltana ağır bir şey takılmadı” diyerek alıp sarayına götürdü.

Saraya varınca adamlarına, balıkçıya elindeki kemiğin ağırlığınca altın vermelerini emretti. Kemiği terazinin kefesine koydular, öbür kefesine de altın koymaya başladılar. Beş, on, yirmi, elli diyerek altınları koydular ama kemik yerinden oynamıyordu. Görünüşte dört beş altını zor tartar göründüğü halde, tahminlerin on misli üzerinde altın koydular kemik bana mısın demedi. Altını doldurmaya devam ettiler, terazinin kefesi doldu taştı ama kemik tarafı yerinden kımıldamıyordu. Bunda bir sır olduğunu anladılar.

Bir bilgeyi çağırıp bu sırrın ne olduğunu sordular. Bilge kemiği eline alıp şöyle bir baktıktan sonra şu açıklamada bulundu.

” Bu kemik açgözlü bir insanın göz çukurudur. Siz bunu tartmak için bütün hazineyi koysanız yine yerinden oynamaz. Çünkü doymaz. Ama bir avuç toprak bunu doyurur”

Nitekim bir avuç toprak alıp terazinin kefesine koydu ve kemik yukarı kalkıverdi.

‘İnsanoğlunun iki vadi dolusu malı olsa, üçüncü vadiyi de ister. Onun gözünü ancak toprak doldurur. Tövbe edenin tövbesini Allah kabul eder.’ (Müslim, Zekat 116)