protez

yine antibiyotik yine inatçı bir hasta!
‘dedeciğim, olmaz!’ desem olmuyor. ‘bu ilaç neye yarıyor, söylersen yazarım’ dedim en sonunda.
odaya geldiğinde şikayetlerini sorduğumda ‘yok bir şeyim, şunları yazdıracağım!’ diyen 72 yaşındaki beyefendi ‘çok iyi geliyor ağzımdaki yaraya’ dedi.
yarasını göreyim, belki melhem olurum dedim,
‘şimdi bir şeyim yok protez dişim ağzımı vurunca kullanıyorum bu binlik ilacı’ dedi.
dedim ki ‘bu protezleri ne kadardır kullanıyorsun, diş hekimine en son ne zaman gittin?’
ne dese beğenirsiniz?
‘ben bunları dişçide yaptırmadım ki ! yirmi yıl önce dışarda yaptırdım!’
(sokak protezcisi)
‘beyamca sen yirmi yıldır aynı gömleği, aynı ayakkabıyı mı giyiyorsun? evindeki kumandanın pili bitince değiştirmiyor musun?’ gibi serzenişlerde bulundum.

‘haklısın ama sen bunları yazıver!’ dedi.
yazmadım.
bir anı daha kazandım.

ben katibim!

‘ilaç yazdırmaya’ gelen bir kişiye, bazı ilaçların muayene olmadan yazılamayacağını/yazmayacağımı anlatmaya çalışırken ısrarları artınca “bizler kâtip değiliz! siz söylersiniz de biz yazarız şeklinde olmaz, hastayı görmek ve muayene etmek gerekir” demeye çalıştım.
Bana dediği cümle çok hoş oldu:
– Ben kâtip emeklisiyim!

silikon

torunu kendisine çanta hediye eden teyze telaşla içeri girdi.
deri ve elektronik eşya kutularında nem tutucu olarak kullanılan silikonu yaşlı teyzem esrar zannetmiş. 2 gün kendini tutmuş, ama dayanamayıp sormaya geldi.

iyi ki geldi, rahatlayıp gitti…